Avrupa Basketbol Şampiyonası (Türkiye – Bulgaristan)

Yazar: Mümtaz Tarih: Eylül 9th, 2009

Turnuvanın ilk maçında Litvanya’ya karşı oynadığımız mücadeleci basketboldan sonra ikinci maçta ne yapacağımız büyük bir soru işaretiydi benim adıma. Kendimizden güçlü olduğunu düşündüğümüz takımlara karşı oynadığımız olağanüstü maçlardan sonra favori olarak çıktığımız maçı fazlasıyla kendimizi beğenmiş oyun stilimizle kaybetmemiz aslında hiç de yabancı olmadığımız bir senaryoydu.  Ne mutlu ki kötü senaryo gerçekleşmedi ve Türkiye, Bulgaristan karşısında çok rahat bir galibiyet alarak yoluna devam etti.

Turnuva öncesi oynadığı hazırlık maçlarında zaman zaman güzel oyunlar sergileyen Bulgaristan’ın bu kadar kötü bir performans göstereceğini doğruyu söylemek gerekirse beklemiyordum.  Maccabi yıllarında oynattığı inanılmaz güzel hücum setleriyle efsane haline gelen koç Pini Gershon Bulgaristan adına en önemli artıydı turnuva öncesi.  Ama bugün oynadıkları oyuna basketbol tanımlaması yapmak kesinlikle sokakta oynanan oyunu bile aşağılamak olur. Bu denli savruk, bu denli güvensiz, bu denli kendi bilmez bir oyun anlayışını uzun yıllardır görmemiştim. Kimileri bunun baş sorumlusu olarak, ramazan ayı dolayısıyla turnuvaya gelmeyen Ibrahim Jaaber’i gösterse de, bir oyuncunun bir takımın kaderini bu denli etkileyemeyeceğini düşünüyorum ben. Takımın mutsuz olduğu, basketbol oynamak istemediği oyuncuların yüz ifadelerinden anlaşılabiliyor. Bulgaristan adına problem neyse kolayca çözülebilecek gibi görünmüyor yakın zamanda. Umarım efsane koç Pini Gherson takım adına bir çıkar yol bulur ve yerlerde sürünen karizmasını tekrar kazanır.

090809-devler.widecMaçın geneline baktığımda, saldırgan savunmamızı oyunun büyük bölümünde yaptığımızı söyleyebilirim. Özellikle kısalarımızın ön alanda yaptığı baskı ve boyalı alanda getirilen hızlı yardımlar takımımızın savunması adına en sevindirici gelişmeler. Yaptığımız iyi savunmayı hareketli set oyunlarıyla beslediğimiz ikinci çeyrek isteyince oldukça güzel basketbol oynayabileceğimizi bir kez daha gösterdi bizlere. Bireysel anlamda bugün bir kez daha Ender Arslan’ın müthiş oyununu vardı. Ender bu denli ekstra oynamaya devam ederse hep bir adım önde olacağız maçlarda. Genel anlamda Semih Erden ve Barış Hersek dışında işlemeyen bir parçamız yok gibiydi aslında. Barış Hersek gösterdiği mücadeleye rağmen yetersiz ne yazık ki. Umarım Barış’ın bugün aldığı süreler kendine olan güveni biraz daha artırır ve ilerleyen maçlarda daha iyi performanslar ortaya koyar.  Semih için ise aynı olumlu pencereden bakamıyorum ne yazık ki. Bir insan 4 dakika oynadığı maçta kendinden nasıl nefret ettirir sorusuna cevap arayanlar Semih’in bugünkü maçını kaçırmasınlar. En önemli avantajı olan, fiziksel üstünlüğünü bile kullanmaktan aciz bir oyun oynuyor Semih. Başarılı olmamız için herşeyin bu denli uygun geliştiği bir ortamda umarım Semih faktörü bizim için problem yaratmaz ilerleyen maçlarda.

Son olarak, tahminlerin aksine yarın Polonya ile grup liderliği maçına çıkacağız. Polonya’nın Litvanya karşısında aldığı galibiyet kafamdaki hesapları tamamen karıştırsa da oldukça güzel olmuş olabilir bizim adımıza. Polonya çok dar bir rotasyonla oynamasına rağmen güzel maçlar çıkardı Bulgaristan ve Litvanya’ya karşı. Seyirci desteği bu tip turnuvalar için oldukça itici bir faktör. Ama bizim karşımızda çok da fazla şanslarının olmadığını düşünüyorum. Litvanya karşısında yaptığımız hareketli savunmayı tekrarlayabilirsek rahat bir galibiyet alırız yarın. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

Etiketler: , , , ,

Yorum Yap,Fikrini Paylaş!

  •