<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mümtaz Demirci</title>
	<atom:link href="http://www.mumtazdemirci.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mumtazdemirci.com</link>
	<description>Bir Elektronikçinin Karalama Defteri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2009 18:27:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hayatımızın Projesi: Ozel-Ders.com.tr</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/hayatimizin-projesi-ozel-ders-com-tr/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/hayatimizin-projesi-ozel-ders-com-tr/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 18:18:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[birebir ders]]></category>
		<category><![CDATA[hayatımın fikri]]></category>
		<category><![CDATA[özel ders]]></category>
		<category><![CDATA[özel hoca]]></category>
		<category><![CDATA[özel öğretmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=758</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman tamamlanacağı bir çok kişi tarafından oldukça merak edilen www.ozel-ders.com.tr ,yaklaşık 10 aylık bir sürecin ardından en sonunda bitti. Bir çok yönden sancılı bir süreci geride bırakmış olsak da, sonuç olarak ortaya çıkardığımız  ürünün verdiği mutluluk, yaşadığımız bütün zorlukları unutturdu. Başlangıçta sadece hayalden ibaret olan bir yarışma, bizi gerçek anlamda hayallerimizin ötesine taşıdı. Avea [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-760" title="gview" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/gview-300x225.png" alt="gview" width="300" height="225" />Ne zaman tamamlanacağı bir çok kişi tarafından oldukça merak edilen <a href="http://www.ozel-ders.com.tr/" target="_blank">www.ozel-ders.com.tr</a> ,yaklaşık 10 aylık bir sürecin ardından en sonunda bitti. Bir çok yönden sancılı bir süreci geride bırakmış olsak da, sonuç olarak ortaya çıkardığımız  ürünün verdiği mutluluk, yaşadığımız bütün zorlukları unutturdu. Başlangıçta sadece hayalden ibaret olan bir yarışma, bizi gerçek anlamda hayallerimizin ötesine taşıdı. Avea ve Tog’un beraber düzenlediği “Hayatımın Fikri” isimli yarışmanın, bizim üzerimizde yarattığı pozitif etkilerin bu kadar fazla olacağını yarışmadan önce düşünmediğimizi kesinlikle itiraf etmeliyim. Avea’nın, Mudo’nun, Tog’un ve MG Danışmanlık’ın yarışmadan sonraki her adımda sürekli arkamızda olduğunu görmek, yarışmadan kazandığımızı ödülün anlam kazanması adına en önemli faktördü bana kalırsa. Bütün bu süreci geçtikten sonra, geçmişe bakıp, yaptığımız iş için “Ödüllü Proje” diyebilmek ciddi şekilde gururlandırıyor insanı.</p>
<p>Kurduğumuz sistemin bu kadar uzun zaman almasının en temel sebebinin,  görsellikten ödün vermeden  en kullanışlı sistemin nasıl oluşturulabileceği konusunda yaptığımız çalışmalar olduğu söylenilebilir. Öğrencilerin ve öğretmenlerin karmaşık bir yapının içerisinde kaybolmalarını önlemek ve  aradıklarına en kolay yoldan ulaşabilmelerini sağlamak adına, yenilikçi olduğunu düşündüğümüz bir çok adım attık. Sistemi en genel haliyle bir özel ders platformu olacak şekilde tasarladık. Sisteme kayıt olan bütün kullanıcıların, sistemin kendilerine sağladığı  olanaklardan özgürce faydalanabilmeleri tasarım aşamasında üzerinde en fazla durduğumuz konulardan biriydi. Sistemin temel hedefinin, özel ders almak isteyen öğrencilerle, özel ders vermek isteyen öğretmen ya da eğitim kurumlarının arasında şeffaf bir köprü görevi görebilmek olduğu söylenilebilir.</p>
<p>Sistemi kullanacak olanlar “özel ders almak isteyenler”  ve  “özel ders vermek isteyenler” şeklinde iki ana başlık altında toplanabilir.Sistemi öncelikli olarak özel ders veren öğretmenler  ya da eğitim kurumları açısından inceleyecek olursak, göze çarpan ilk özelliğin sınırsız  özgürlük olduğu söylenilebilir. Örneğin özel ders veren bir öğretmen isterse soyadını gizleyebilir, kendisi ile ilgili hiç bir iletişim bilgisi vermeyebilir ya da verdiği iletişim bilgilerinin hiç birinin görüntülenmemesini sağlayabilir. Aynı durum eğitim kurumları için de geçerli olmakla beraber sistemin onlara sağladığı ek avantajlar da bulunuyor. Bu avantajların en önemlisi, eğitim kurumlarının sistem üzerinden kendi reklamlarını yapabilme şanslarının bulunmasıdır. Sistem üzerinde paylaşacakları etkili bir tanıtım yazısı, rakiplerinin arasından sıyrılmalarına ve daha da önemlisi kararsız öğrencileri etkilemelerine yardımcı olabilir. Sistemin özel ders verenler için en kullanışlı özelliğinin ise çok özel ilan sistemi olduğu söylenilebilir. Sisteme öğrenciler tarafından bırakılan ilanların uygunluğu bizim tarafımızdan kontrol edildikten sonra yayınlanmaya başlanır. Ancak bu ilanlar herkes tarafından görüntülenemez. Sistem ilanda belirtilen kriterlerle, sistemde bulunan öğretmenlerin ve eğitim kurumlarının özelliklerini karşılaştırır. Bu karşılaştırma işleminden sonra, yalnızca bu kriterlere uyan öğretmenlere ya da eğitim kurumlarına e-posta gönderilir. Daha sonra e-posta alan kullanıcılar sisteme giriş yaparak , &#8220;Bana Uyan İlanlar&#8221; bölümünden ilanın bütün detaylarını görüntüleyebilirler. Bu yöntem sayesinde öğretmenler ve özel eğitim kurumları ilan avcılığı yapmaktan kurtulurken, sisteme bırakılan bütün ilanlar doğru adreslere ulaştırılır.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-763" title="hayatimin_fikri_logo" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/hayatimin_fikri_logo.gif" alt="hayatimin_fikri_logo" width="276" height="71" />Sistemi özel ders almak isteyen öğrenciler açısından incelendiğimizde ise ilk göze çarpan özelliğin amaca yönelik bir çok farklı alternatifi içeriyor olması söylenilebilir. Sistem öğrencilerin istedikleri öğretmeni en kolay şekilde bulabilmeleri adına üç farklı alternatif sunmaktadır. İlk yöntem anasayfadaki hızlı aramanın kullanılması yardımıyla özel öğretmen ya da eğitim kurumu aramaktır. Öğrenciler bu arama sonucu gelen sonuçları, farklı kriterlere göre sıralayabilirler ya da istedikleri öğretmenin yada kurumun ayrıntılı bilgilerini görüntüleyebilirler. Görüntüledikleri öğretmenin ya da kurumun, kendilerine uygun olduğunu düşünmeleri halinde ise, hızlı mesajlaşma yardımıyla  hemen mesaj gönderebilirler, öğretmenin ya da kurumun iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak  irtibata geçebilirler. Bu yönteme alternatif ise yine anasayfada bulunan ders listesinden, özel ders almak istedikleri dersi seçmeleri, ardından görüntülenen listede, bulundukları bölgeyi işaretlemeleridir. Yine bu yöntemde de öğretmenler ve eğitim kurumları bir liste halinde ekrana gelir ve ardından istenildiği gibi iletişim kurma şansı yakalanır. En son ancak,en verimli yöntem bir önceki paragrafta da değinilen ilan bırakma yöntemidir. Bu yöntemin öğrenciler açısından avantajı, kendilerine özel bir üyelik paneline sahip olmaları ve bıraktıkları ilanların ne durumda olduklarını kolaylıkla takip etme şanslarının bulunmasıdır. Gözlemlerimize göre, arama yoluyla özel ders talep edenlerin büyük bir çoğunluğu istediği öğretmeni bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. Bu yöntemle sisteme bırakılan ilanların, yalnızca öğrencinin kriterlerine uygun öğretmenler ve eğitim kurumları tarafından görüntülenmesinden dolayı, doğru tercihlerin yapılabilme ihtimali oldukça yüksek seviyelere çıkmaktadır.</p>
<p>Sisteme genel olarak baktığımızda, bir diğer kullanışlı olduğunu düşündüğümüz özelliğin site üzerinden iletişim olduğu söyleyenilebilir. Öğrenciler, yaptıkları aramalardan sonra kendilerine uygun olduğunu düşündükleri öğretmene, hızlı mesajlaşma aracını kullanarak mesaj gönderebilirler. Gönderilen bu mesajlar öğretmenin ya da eğitim kurumunun sitede bulunan kendi sayfasındaki mesaj kutusuna gider ve öğretmene ya da eğitim kurumuna mesajının olduğu e-posta yoluyla bildirilir. Daha önceki paragraflarda ilan bırakma özelliğinin verimliliğinden bahsetmiştim. Bu özelliğin bu kadar verimli olmasındaki en büyük etken ise yine mesajlaşma olayıdır. Öğretmenler kendi panellerinde gördükleri, ilanın sahibine kolaylıkla mesaj gönderebilirler. Bu mesajlar ise öğrencinin kendi panelinde bulunan mesaj kutusuna gider ve öğrenciye mesajının olduğu e-posta yoluyla bildirilir.</p>
<p>Sistemi dikkatli inceleyenler,sisteme öğrenci olarak kayıt olabilmek için farklı bir formun bulunmadığını fark edeceklerdir. Bunun sebebi, öğrencilerin sisteme ilan bırakmaları durumunda otomatik olarak üye olmalarıdır. Öğrenciler adına daha hızlı bir işleyiş için, çoğu işlemin siteye üye olmadan da yapılabilmesi  önemli bir gereksinimdir.</p>
<p>Son olarak, potansiyelinin sınırları belli olmayan bir sistem var elimizde. Gördüğümüz eksikleri hemen kapatabiliyor olmamız ve yeni özellikler eklemek adına yaptığımız çalışmalar bu sistemin başarılı olabileceğine dair inancımızı oldukça kuvvetlendiriyor. Bütün bunlar  gösteriyor ki, yaklaşık 10 ay önce, Avea ve Tog’un beraber düzenlediği “Hayatımın Fikri” isimli yarışma, bizim için her anlamda gerçek olma yolunda ilerliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/hayatimizin-projesi-ozel-ders-com-tr/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Basketbol Şampiyonası (Türkiye &#8211; Polonya)</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-polonya/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-polonya/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 11:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[david logan]]></category>
		<category><![CDATA[maciej lampe]]></category>
		<category><![CDATA[marcin gortat]]></category>
		<category><![CDATA[ömer aşık]]></category>
		<category><![CDATA[Polonya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=734</guid>
		<description><![CDATA[Polonya karşısında aldığımız mükemmel galibiyetle ilk tur maçlarını tamamladık. Bütün parçaları eksiksiz işleyen bir milli takım izlemenin keyfi gerçekten bambaşka oluyor. Dün eleştiri yağmuruna tuttuğum  Semih bile güzel bir oyun çıkardı bugün. Oyunun hem hücum hem de savunma tarafında doğru kurguyla sahada olmamız bu turnuvadaki başarımızın kilit noktası bana göre.
Maç öncesi Polonya&#8217;nın seyirci desteğini de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Polonya karşısında aldığımız mükemmel galibiyetle ilk tur maçlarını tamamladık. Bütün parçaları eksiksiz işleyen bir milli takım izlemenin keyfi gerçekten bambaşka oluyor. Dün eleştiri yağmuruna tuttuğum  Semih bile güzel bir oyun çıkardı bugün. Oyunun hem hücum hem de savunma tarafında doğru kurguyla sahada olmamız bu turnuvadaki başarımızın kilit noktası bana göre.</p>
<p>Maç öncesi Polonya&#8217;nın seyirci desteğini de arkasına alarak oldukça sert savunma yaptığını biliyorduk. Özellikle pota altında Orlando Magic&#8217;de çok iyi bir sezon geçiren Marcin Gortat ve geçtiğimiz 3 yıl Khimki&#8217;de çok başarılı maçlar çıkaran bu sayede de Maccabi Tel Aviv&#8217;e transfer olan Maciej Lampe, Bulgaristan ve Litvanya karşılaşmalarında hemen hemen her pozisyonda rakiplerine olan üstünlüklerini hissettirmişlerdi. Özellikle turnuvanın en iyi uzun rotasyonuna sahip takımı Litvanya karşısında bu ikilinin yaptığı 37 sayı ve 27 ribaunluk katkı oldukça etkili görünüyordu. Kısa olarak da devşirme statüsünde oynayan, Prokom&#8217;da ki skorer kimliğiyle tanıdığımız David Logan beklentileri fazlasıyla karşılamıştı ilk iki maçta. Bütün bu artılara rağmen Polonya&#8217;nın Türkiye karşısında pek de fazla şansı olmadığını düşünüyordum maç öncesi. Böyle düşünmemdeki en büyük sebep Polonya&#8217;nın bize karşı sayı bulmakta çok zorlanacağını düşünmemdi.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-743" title="090909-omerasik.widec" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/090909-omerasik.widec-228x300.jpg" alt="090909-omerasik.widec" width="228" height="300" /></p>
<p>Maçın geneline baktığımızda 3. periyodun ilk bölümü hariç Polonya çok zorlandı bizim hareketli savunmamıza karşı. Ama bana göre maçın kilit noktası maç öncesi avantajlı olabileceklerini düşündüğümüz pota altında daha maçın başında kurduğumuz üstünlüktü. Maç başlar başlamaz Ömer Aşık üzerinden yaptığımız hücumlarda bulduğumuz yüksek isabet ve Lampe&#8217;ye aldırdığımız çok çabuk iki faul maçın bizim adımıza çok daha kolay geçmesini sağladı. Saplantıları yüzünden Tanjeviç&#8217;e olan kızgınlığım hala devam etse de, Polonya&#8217;yı çok iyi analiz ettiğini ve çok doğru zamanlarda takıma müdahalelerde bulunduğu itiraf etmeliyim. İlk 2 gün hastalığı nedeniyle takımı yalnız bırakan Ömer Onan&#8217;ın, Polonya&#8217;nın en etkili kısası David Logan&#8217;a yaptığı inanılmaz savunma da maçın bir diğer kritik noktasıydı.</p>
<p>Bu güzel galibiyetin bir diğer boyutu da Ersan&#8217;dan aldığımız hücum katkısının artık standart haline gelmesi, Hidayet&#8217;in kritik anlarda sorumluk alma bilincinin iyice gelişmesi, Ender&#8217;in inanılmaz oyununa devam ediyor olması denilebilir. Ayrıca oldukça fazla eleştirdiğim Semih Erden&#8217;in de turnuva başından beri ilk kez pozitif bir oyun sergilemesi ilerleyen maçlar için oldukça sevindirici bir gelişme.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-744" title="{241490A9-481D-40EF-A34F-E63FB9C4AAD1}flexible" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/241490A9-481D-40EF-A34F-E63FB9C4AAD1flexible-201x300.jpg" alt="{241490A9-481D-40EF-A34F-E63FB9C4AAD1}flexible" width="201" height="300" />Polonya karşısında kazandığımız bu galibiyetle çeyrek final yolunda çok önemli bir adım atmış olduk. F grubuna iki galibiyeti bulunan tek takım olarak lider başlıyor Türkiye. Altı takımlı grupta ilk dört sırayı alacak takımların çeyrek final oynayacağını düşünürsek, alacağımız bir galibiyet bile çeyrek final yolunda bize büyük ihtimal yetecek.  2 galibiyet almamız durumunda ise turnuvanın Türkiye ile beraber en iyi oynayan 2 ekibinden biri Yunanistan ile eşleşmeyiz ki bu madalya yolunda çok önemli bir adım olur bizim için.  Ama İspanya, Slovenya ve Sırbistan gibi 3 iddalı  takımdan bu galibiyetleri çıkarmanın hiç de kolay olmayacağı gerçek. İlk maç Cumartesi günü, Türkiye saatiyle 16:45&#8242;de İspanya ile. Görüşmek üzere..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-polonya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Basketbol Şampiyonası (Türkiye &#8211; Bulgaristan)</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-bulgaristan/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-bulgaristan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 00:21:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan]]></category>
		<category><![CDATA[pini gershon]]></category>
		<category><![CDATA[Polonya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[Turnuvanın ilk maçında Litvanya&#8217;ya karşı oynadığımız mücadeleci basketboldan sonra ikinci maçta ne yapacağımız büyük bir soru işaretiydi benim adıma. Kendimizden güçlü olduğunu düşündüğümüz takımlara karşı oynadığımız olağanüstü maçlardan sonra favori olarak çıktığımız maçı fazlasıyla kendimizi beğenmiş oyun stilimizle kaybetmemiz aslında hiç de yabancı olmadığımız bir senaryoydu.  Ne mutlu ki kötü senaryo gerçekleşmedi ve Türkiye, Bulgaristan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Turnuvanın ilk maçında Litvanya&#8217;ya karşı oynadığımız mücadeleci basketboldan sonra ikinci maçta ne yapacağımız büyük bir soru işaretiydi benim adıma. Kendimizden güçlü olduğunu düşündüğümüz takımlara karşı oynadığımız olağanüstü maçlardan sonra favori olarak çıktığımız maçı fazlasıyla kendimizi beğenmiş oyun stilimizle kaybetmemiz aslında hiç de yabancı olmadığımız bir senaryoydu.  Ne mutlu ki kötü senaryo gerçekleşmedi ve Türkiye, Bulgaristan karşısında çok rahat bir galibiyet alarak yoluna devam etti.</p>
<p>Turnuva öncesi oynadığı hazırlık maçlarında zaman zaman güzel oyunlar sergileyen Bulgaristan&#8217;ın bu kadar kötü bir performans göstereceğini doğruyu söylemek gerekirse beklemiyordum.  Maccabi yıllarında oynattığı inanılmaz güzel hücum setleriyle efsane haline gelen koç Pini Gershon Bulgaristan adına en önemli artıydı turnuva öncesi.  Ama bugün oynadıkları oyuna basketbol tanımlaması yapmak kesinlikle sokakta oynanan oyunu bile aşağılamak olur. Bu denli savruk, bu denli güvensiz, bu denli kendi bilmez bir oyun anlayışını uzun yıllardır görmemiştim. Kimileri bunun baş sorumlusu olarak, ramazan ayı dolayısıyla turnuvaya gelmeyen Ibrahim Jaaber&#8217;i gösterse de, bir oyuncunun bir takımın kaderini bu denli etkileyemeyeceğini düşünüyorum ben. Takımın mutsuz olduğu, basketbol oynamak istemediği oyuncuların yüz ifadelerinden anlaşılabiliyor. Bulgaristan adına problem neyse kolayca çözülebilecek gibi görünmüyor yakın zamanda. Umarım efsane koç Pini Gherson takım adına bir çıkar yol bulur ve yerlerde sürünen karizmasını tekrar kazanır.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-729" title="090809-devler.widec" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/090809-devler.widec-209x300.jpg" alt="090809-devler.widec" width="209" height="300" />Maçın geneline baktığımda, saldırgan savunmamızı oyunun büyük bölümünde yaptığımızı söyleyebilirim. Özellikle kısalarımızın ön alanda yaptığı baskı ve boyalı alanda getirilen hızlı yardımlar takımımızın savunması adına en sevindirici gelişmeler. Yaptığımız iyi savunmayı hareketli set oyunlarıyla beslediğimiz ikinci çeyrek isteyince oldukça güzel basketbol oynayabileceğimizi bir kez daha gösterdi bizlere. Bireysel anlamda bugün bir kez daha Ender Arslan&#8217;ın müthiş oyununu vardı. Ender bu denli ekstra oynamaya devam ederse hep bir adım önde olacağız maçlarda. Genel anlamda Semih Erden ve Barış Hersek dışında işlemeyen bir parçamız yok gibiydi aslında. Barış Hersek gösterdiği mücadeleye rağmen yetersiz ne yazık ki. Umarım Barış&#8217;ın bugün aldığı süreler kendine olan güveni biraz daha artırır ve ilerleyen maçlarda daha iyi performanslar ortaya koyar.  Semih için ise aynı olumlu pencereden bakamıyorum ne yazık ki. Bir insan 4 dakika oynadığı maçta kendinden nasıl nefret ettirir sorusuna cevap arayanlar Semih&#8217;in bugünkü maçını kaçırmasınlar. En önemli avantajı olan, fiziksel üstünlüğünü bile kullanmaktan aciz bir oyun oynuyor Semih. Başarılı olmamız için herşeyin bu denli uygun geliştiği bir ortamda umarım Semih faktörü bizim için problem yaratmaz ilerleyen maçlarda.</p>
<p>Son olarak, tahminlerin aksine yarın Polonya ile grup liderliği maçına çıkacağız. Polonya&#8217;nın Litvanya karşısında aldığı galibiyet kafamdaki hesapları tamamen karıştırsa da oldukça güzel olmuş olabilir bizim adımıza. Polonya çok dar bir rotasyonla oynamasına rağmen güzel maçlar çıkardı Bulgaristan ve Litvanya&#8217;ya karşı. Seyirci desteği bu tip turnuvalar için oldukça itici bir faktör. Ama bizim karşımızda çok da fazla şanslarının olmadığını düşünüyorum. Litvanya karşısında yaptığımız hareketli savunmayı tekrarlayabilirsek rahat bir galibiyet alırız yarın. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasi-turkiye-bulgaristan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası ( Genel Değerlendirme )</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/2009-avrupa-basketbol-sampiyonasi-genel-degerlendirme/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/2009-avrupa-basketbol-sampiyonasi-genel-degerlendirme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 01:33:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası Polonya]]></category>
		<category><![CDATA[justin]]></category>
		<category><![CDATA[live stream]]></category>
		<category><![CDATA[sopcast]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=719</guid>
		<description><![CDATA[Şampiyona öncesinde istediğim değerlendirme yazılarını yazamamın özrünü en güzel değerlendirme yazılarını sizlerle paylaşarak yapmak istiyorum  
Bütün takımları ayrıntılı olarak inceleyen numara2 &#8216;nin yazılarını okurken oldukça keyif aldım ben.
A Grubu
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-09-grup-1.html
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-09-grup-2.html
B Grubu
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-b-1.html
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-b-2.html
C Grubu
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-c-1.html
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-c-2.html
D Grubu
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-d-1.html
http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-d-2.html
Turnuva öncesi Türkiye değerlendirmeleri yazan KonyalıPortlandlılar , TardiniBüfe , Yiğiter Uluğ ve Ozan Aydın &#8216;ın yazılarını da herkesin okumasını tavsiye edyorum.  Hespi çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şampiyona öncesinde istediğim değerlendirme yazılarını yazamamın özrünü en güzel değerlendirme yazılarını sizlerle paylaşarak yapmak istiyorum <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bütün takımları ayrıntılı olarak inceleyen <a href="http://numaraiki.blogspot.com/" target="_blank">numara2 </a>&#8216;nin yazılarını okurken oldukça keyif aldım ben.</p>
<p>A Grubu</p>
<p><a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-09-grup-1.html">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-09-grup-1.html</a><br />
<a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-09-grup-2.html">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-09-grup-2.html</a></p>
<p>B Grubu</p>
<p><a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-b-1.html" target="_blank">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-b-1.html</a><br />
<a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-b-2.html" target="_blank">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-b-2.html</a></p>
<p>C Grubu</p>
<p><a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-c-1.html">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-c-1.html</a><br />
<a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-c-2.html">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-c-2.html</a></p>
<p>D Grubu</p>
<p><a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-d-1.html" target="_blank">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-d-1.html</a><br />
<a href="http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-d-1.html" target="_blank">http://numaraiki.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009-grup-d-2.html</a></p>
<p>Turnuva öncesi Türkiye değerlendirmeleri yazan <a href="http://konyaliportlandlilar.blogspot.com/">KonyalıPortlandlılar</a> , <a href="http://tardinibufe.blogspot.com/">TardiniBüfe</a> , <a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/" target="_blank">Yiğiter Uluğ</a> ve <a href="http://www.batug.com/eurobasket09/index.html" target="_blank">Ozan Aydın</a> &#8216;ın yazılarını da herkesin okumasını tavsiye edyorum.  Hespi çok güzel anlatmış temel problemlerimizi, artılarımızı eksilerimizi.</p>
<p><a href="http://konyaliportlandlilar.blogspot.com/2009/09/milli-takm-analizi.html" target="_blank">http://konyaliportlandlilar.blogspot.com/2009/09/milli-takm-analizi.html</a></p>
<p><a href="http://acetobalsamico.blogspot.com/2009/09/nerede-kalmstk.html">http://acetobalsamico.blogspot.com/2009/09/nerede-kalmstk.html</a></p>
<p><a href="http://tardinibufe.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009.html" target="_blank">http://tardinibufe.blogspot.com/2009/09/eurobasket-2009.html</a></p>
<p><a href="http://www.batug.com/eurobasket09/oaydin280809.html" target="_blank">http://www.batug.com/eurobasket09/oaydin280809.html</a></p>
<p>Son olarak benim gibi internet üzerinden maçları izlemek zorunda olanlar için bazı ipuçları paylaşayım.</p>
<p>* Eğer Ntv üzerinden maçı seyretmek istiyorsanız Sipru kesinlikle doğru program değil. Maç boyunca sürekli problemler çıkaran bu program, seyir zevki adına hiçbir şey bırakmıyor ortada.</p>
<p>* Eğer para verip satın almak isterseniz FibaTV oldukça mantıklı görünüyor. 25 dolara Eurobasket 2009&#8242;u kapsayan bir paket ya da 30 dolara Ağustos 2010&#8242;a kadar ki bütün organizasyonları kapsayan bir paket almak mümkün. Görüntüsü konusunda bir fikrim olmasa da profesyonel olarak yapılan bir iş  olduğu için başarılıdır diye düşünüyorum.</p>
<p>*Justin her zamanki gibi bir numarali platform bu konuda. Zaman zaman hata mesajları verse de UltraSurf programını kullanarank bu hataların üzerinden gelmek mümkün. Binlerce kanalın arasında sadece 90 tanesini görüntüleyebilmek bir handikap olsa da iyi bir araştırmayla güzel justin linkleri bulmak mümkün. Kaliteli justin linkleri barındıran bir site için;</p>
<p><a href="http://www.atdhe.net/">http://www.atdhe.net/</a></p>
<p>*Justin&#8217;in dışında artık popülerliğini iyice yitiren Sopcast var bir de ama hiç bulaşmamak en iyisi gibi. Maçlar şifreli yayınlanmadığı için canlı yayın yapan web siteleri bir diğer alternatif çözüm olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/2009-avrupa-basketbol-sampiyonasi-genel-degerlendirme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Basketbol Şampiyonası(Türkiye &#8211; Litvanya)</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasiturkiye-litvanya/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasiturkiye-litvanya/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 01:06:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası Polonya]]></category>
		<category><![CDATA[Litvanya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=707</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman oldu basketbol yazmayalı. Turnuva öncesi takımlar hakkında birşeyler karalamayı planlıyordum ama zaman bulamadım ne yazık ki. Ama bugün alınan Litvanya galibiyeti sonrası farklı bir iştahla yazmayı planlıyorum Avrupa Basketbol Şampiyonası&#8217;nı.
Öncelikle bir kez daha anladım ki oldukça garip bir ülkeyiz biz. Herşeyi en uçlarda yaşamayı seviyoruz. Turnuva öncesi milli takımın oynadığı hazırlık turnuvalarından sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-711" title="eurobasket2009" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/eurobasket2009-300x224.jpg" alt="eurobasket2009" width="300" height="224" />Uzun zaman oldu basketbol yazmayalı. Turnuva öncesi takımlar hakkında birşeyler karalamayı planlıyordum ama zaman bulamadım ne yazık ki. Ama bugün alınan Litvanya galibiyeti sonrası farklı bir iştahla yazmayı planlıyorum Avrupa Basketbol Şampiyonası&#8217;nı.</p>
<p>Öncelikle bir kez daha anladım ki oldukça garip bir ülkeyiz biz. Herşeyi en uçlarda yaşamayı seviyoruz. Turnuva öncesi milli takımın oynadığı hazırlık turnuvalarından sonra ki genel düşünce başarısız bir turnuvanın daha bizi beklediği yönündeydi. Hem  ihtiyaç duyduğumuz parçaların milli takımda olmaması hem de Tanjeviç&#8217;in artık klasikleşen rotasyon tercihleri bizim bu kadar kötü görünmemizin en önemli sebebiydi belki de.  Mehmet Okur, Serkan Erdoğan, Kaya Peker, Cevher Özer gibi önemli oyuncuların milli takımda neden bulunmadığı hala benim için  de soru işaretleri taşısa da bu noktada konuşmanın pek de anlamlı olmadığının farkındayım.  Genel kanının aksine turnuva öncesi o kadar da kötümser olmadığımı söylemeyelim. Bunun en önemli sebebi milli takımın hazırlık dönemiyle turnuvada göstereceği performansın  çok da fazla ilişkili olmadığını geçmişte bizlere defalarca kanıtlamasıydı belki de. Büyük umutlar taşıdığım 2005 Avrupa Şampiyonası&#8217;nı hatırlıyorum. Turnuva öncesi oynadığımız İtalya, Sırbistan Karadağ, Fransa, Slovenya ve Rusya&#8217;nın katıldığı Efes Pilsen World Cup sonrası galiba bu kez olacak diye düşünmüştüm kendi kendime. Hele finalde İtalya&#8217;yı eze eze yenerek şampiyon olunca iyice umutlanmıştım milli takımdan. Ama sonrasında yaşadığımız hüsranın etkileri bugün bile hissediliyor ne yazık ki. Bir de bunun tam tersi duygularla takip etmeye başladığım 2006 Dünya Basketbol Şampiyonası var tabi. Berbat bir hazırlık döneminden sonra Japonya&#8217;da oynadığımız her maçta tüylerimin diken diken olduğunu hatırlıyorum. Bu gibi zıtlıkları defalarca yaşattı bizlere milli takım. İşte bu sebeplerle neden olmasın diyerek başladım Litvanya maçını izlemeye.</p>
<p>Daha maçın başlarında 2006 Dünya Basketbol Şampiyonası&#8217;nda ki havayı hissettiğimi söylemeliyim. Her ne kadar basketbol anlamında güzel şeyler ortaya koyamasak da, takım potansiyelini gösterebilmek adına inanılmaz güzel bir mücadele ortaya koyuyordu. Daha önceki turnuvalarda gördüğümüz o donuk, durağan oyun yoktu. Aslında bu bile heyecanlanmak içi yeterli sebepti benim adıma. Teknik anlamda baktığımda ilk yarı boyunca boyalı alanı kapatamadık bir türlü. Özellikle Petravicius, bugün milli takımın açık ara en kötüsü olan Semih karşısında çok kolay sayılar buldu. Hücum anlamında da takımın özel oyuncuları Hidayet ve Ersan&#8217;ın bireysel performansları dışında çok da önemli set hücumları izleyemedik ne yazık ki. Takım adına en önemli şey başta da söylediğim gibi kazanmak adına gösterdiğimiz çabaydı.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-712" title="hidayet" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/09/hidayet-213x300.jpg" alt="hidayet" width="213" height="300" /></p>
<p>İlk yarının skor anlamında başa baş tamamlanması takımın kendine olan güvenini biraz daha arttırdı belki de ve ikinci yarı oldukça farklı bir milli takım çıktı sahaya. Petravicius&#8217;u savunmak konusunda Oğuz&#8217;un gösterdiği başarı ikinci yarının kilit noktasıydı belki de. Oldukça duygusal bir takım olmamızın da etkisiyle savunmadaki başarımız hücumumuza da yansıdı. Duygusalığın tavan yaptığı bu yarı boyunca Ender,Sinan ve Oğuz üçlüsünden maksimum performans almamız pek de şaşırtıcı olmadı benim adıma. İlk yarıda faul problemi yüzünden çok kısa sürede oyunda kalabilen Ömer Aşık&#8217;ın özellikle maçın son 5 dakikasında yaptığı  savunma da maçın diğer kilit noktası olarak söylenebilir.</p>
<p>Başka bir ülke de sadece  turnuvaya iyi bir başlangıç olarak nitelendirilebilir bu galibiyet. Ama bizim gibi her anı tiyatro olan bir ülke için kesinlikle iyi bir başlangıçtan çok daha fazla anlam taşıyor. 2005 yılında Sırbistan&#8217;da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası&#8217;na da yine bir Litvanya maçıyla başlamıştık. Oldukça güzel oynamamıza rağmen kaybetmiştik ne yazık ki. Ve sonrasında yazının başında da yazdığım hüsranı yaşamıştık ne yazık ki. Turnuva sonunda yeni bir Sindrella hikayesi yazmak dileğiyle..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/avrupa-basketbol-sampiyonasiturkiye-litvanya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Java&#8217;ya Nasıl Başlamalı, Nelerden Yararlanmalı?</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/javaya-nasil-baslamali-nelerden-yararlanmali/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/javaya-nasil-baslamali-nelerden-yararlanmali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 15:30:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[herbert schildt]]></category>
		<category><![CDATA[Java]]></category>
		<category><![CDATA[java kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[java kitap]]></category>
		<category><![CDATA[java türkçe kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[java türkçe kitap]]></category>
		<category><![CDATA[java video ders]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[Son birkaç gündür java hevesi tekrar başladı bende. Uzun zamandan beri öğrenmek istememe rağmen hep ertelemişimdir ben bunu. Zamamanında C&#8217;yi öğrendikten sonra C++ &#8216;a da Java&#8217;ya da küçük bir dalış yapmıştım ama sonrasında hem zaman bulamamamdan dolayı hem de çok önemli olmadığını düşünmemden dolayı atmıştım bir kenara. Ama bu kez daha kararlıyım, üniversitedeki son yılımda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son birkaç gündür java hevesi tekrar başladı bende. Uzun zamandan beri öğrenmek istememe rağmen hep ertelemişimdir ben bunu. Zamamanında C&#8217;yi öğrendikten sonra C++ &#8216;a da Java&#8217;ya da küçük bir dalış yapmıştım ama sonrasında hem zaman bulamamamdan dolayı hem de çok önemli olmadığını düşünmemden dolayı atmıştım bir kenara. Ama bu kez daha kararlıyım, üniversitedeki son yılımda ana hedeflerimden biri nesne tabanlı bir programlama dilinde belli seviyeye gelmek.</p>
<p>Benim gibi bu dili öğrenmek isteyen birçok insan olduğuna eminim. Ama çoğumuzun nerden başlayacağı konusunda herhangi bir fikre sahip olmaması en büyük problem gibi görünüyor. Bu amaçla son  birkaç günümü bu problemin çözümü üzerine yazılar okuyarak geçirdim. Okuduğum yazılardan çıkardığım sonuçları maddeler halinde yazacak olursam:</p>
<p>1) Türkçe kaynak arayanlar için internet üzerindeki en düzenli kaynak Altuğ B. Altıntaş&#8217;ın sitesi <a href="http://www.kodcu.com/" target="_blank"><strong>Kodcu.com</strong></a> . İçeriği oldukça geniş olan bu sitede bir çok örnek kod bulmak da mümkün görünüyor. Ayrıca yine Altuğ B. Altıntaş&#8217;ın Papatya Yayıncılık&#8217;tan çıkan &#8220;Java ve Yazılım Tasarımı&#8221; isimli kitabı basılı Türkçe kaynak olarak oldukça güzel övgüler almış.</p>
<p>2) Türkçe Java kaynağı diyince hemen hemen her yerde karşılaştığım kitaplardan olan Dr. M. Turhan Çoban&#8217;ın <strong><a href="http://www.geocities.com/turhan_coban/Java/" target="_blank">&#8220;Java Programlama Dili&#8221;</a></strong>, içerdiği hatalar nedeniyle kimsenin tavsiye etmediği kaynaklardan. Başlamak için oldukça karmaşık örnekler içermesi ve oldukça özensiz bir Türkçe ile yazılmış olması ise diğer problemleri olarak görülüyor bu kitabın. Yani bu kitapla Java öğrenmeye başlamak çok da mantıklı bir hareket değil.</p>
<p>3) İngilizce bilenler için ise kaynaklar çok daha tatmin edici. C,C++,Java ve C# dillerinin hepsinde otorite olarak kabul edilen, kitapları hemen hemen tüm yabancı dillere çevrilmiş Herbert Schildt bu konu da kesinlikle ilk okunması gereken yazarlardan. Sıfırdan yeni başlayanlar için yazdığı &#8220;Java: A Beginners&#8217; Guide&#8221; oldukça fazla insan tarafından önerilmiş bir kitap. Bu kitabı ve oldukça faydalı olacağını düşündüğüm kaynak kodlarını <strong><a href="http://rapidshare.com/files/271763119/_Java_A_Beginner_s_Guide.zip" target="_blank">buradan</a></strong> indirebilirsiniz. Buna ek olarak içerisinde oldukça fazla örnek barındıran, yine Herbert Schildt&#8217;e ait &#8220;Java Cook Book&#8221; da önemli bir kaynak olarak görünüyor. Bu kitabı ve kaynak kodlarını ise <a href="http://rapidshare.com/files/271763360/Java_Cook_Book.zip" target="_blank">buradan</a> indirebilirsiniz.</p>
<p>4-) Benim uzun süredir yeni birşeyler öğrenmek için başvurduğum kaynak olan görsel dersler konusunda da, amatör ama başarılı örnekler mevcut. <strong><a href="http://www.egitimofis.com/derslist.asp?I=S&amp;Id=46" target="_blank">EgitimOfisi.com</a></strong> isimli sitede Mimar Aslan&#8217;ın hazırlamış olduğu görsel dersler de yeni başlayanlar için faydalı olabilecek Türkçe kaynaklardan. Mimar Aslan&#8217;ın hazırlamış olduğu tüm dersleri aşağıdaki adreslerden toplu olarak indirebilirsiniz.</p>
<p>http://rapidshare.com/files/200865217/Java_Dersleri_egitimofis.part01.rar<br />
http://rapidshare.com/files/200915820/Java_Dersleri_egitimOfis.part02.rar<br />
http://rapidshare.com/files/201136584/Java_Dersleri_egitimOfis.part03.rar<br />
http://rapidshare.com/files/201158905/Java_Dersleri_egitimOfis.part04.rar<br />
http://rapidshare.com/files/201181397/Java_Dersleri_egitimOfis.part05.rar<br />
http://rapidshare.com/files/201193026/Java_Dersleri_egitimOfis.part06.rar</p>
<p><span>http://rapidshare.com/files/228711804/Java_Dersleri_egitimOfis_25_39.part1.rar<br />
http://rapidshare.com/files/228739465/Java_Dersleri_egitimOfis_25_39.part2.rar<br />
http://rapidshare.com/files/228931572/Java_Dersleri_egitimOfis_25_39.part3.rar<br />
http://rapidshare.com/files/228938263/Java_Dersleri_egitimOfis_25_39.part4.rar </span></p>
<p><span>5-) Görsel kaynak konusunda haklı bir üne sahip olan &#8220;Virtual Training Company (VTC) &#8221; nin de Java için hazırlamış olduğu dersler mevcut. Yeni başayanlar için hazırladıkları dersleri aşağıdaki adreslerden indirmek mümkün:</span></p>
<p>http://rapidshare.com/files/247976495/intro2Jav_PlatinumW.part1.rar<br />
http://rapidshare.com/files/247986904/intro2Jav_PlatinumW.part2.rar</p>
<p>6-) Yine VTC&#8217;nin hazırladığı <span>yeni başlayanlar için uygun olmasa da bir sonraki adıma geçebilmek için oldukça uygun görünen dersleri de aşağıdaki adreslerden indirebilirsiniz.</span></p>
<p>http://rapidshare.com/files/247995619/Jav6_PlatinumW.part1.rar<br />
http://rapidshare.com/files/247999596/Jav6_PlatinumW.part2.rar<br />
http://rapidshare.com/files/248001338/Jav6_PlatinumW.part3.rar<br />
http://rapidshare.com/files/248011471/Jav6_PlatinumW.part4.rar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/javaya-nasil-baslamali-nelerden-yararlanmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beynin Tüm Kıvrımlarını Harekete Geçiren Şehir: Barselona</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/beynin-tum-kivrimlarini-harekete-geciren-sehir-barselona/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/beynin-tum-kivrimlarini-harekete-geciren-sehir-barselona/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 16:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[Barselona]]></category>
		<category><![CDATA[dali]]></category>
		<category><![CDATA[figueres]]></category>
		<category><![CDATA[gaudi]]></category>
		<category><![CDATA[la pedrera]]></category>
		<category><![CDATA[la rambla]]></category>
		<category><![CDATA[la sagrada familia]]></category>
		<category><![CDATA[park guell]]></category>
		<category><![CDATA[picasso]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[Mutluluğun arkasındaki gizemli gücün beklentilerimiz olduğunu düşünmüşümdür hep.Kimi zaman büyük beklentilerimizden dolayı mutlu olmayı bir türlü başaramayız. Kimi zaman da hiçbir beklentimiz olmadığı için doyasıya keyif alırız hayattan. Ama hayallerimizdir bizi beklenti sahibi yapan. Kurduğumuz hayaller arttıkça beklentilerimiz de artar ister istemez. İşte tam olarak buydu Barselona hakkındaki beklentilerimin sebebi, hayallerim. Bütün bunlara rağmen en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluğun arkasındaki gizemli gücün beklentilerimiz olduğunu düşünmüşümdür hep.Kimi zaman büyük beklentilerimizden dolayı mutlu olmayı bir türlü başaramayız. Kimi zaman da hiçbir beklentimiz olmadığı için doyasıya keyif alırız hayattan. Ama hayallerimizdir bizi beklenti sahibi yapan. Kurduğumuz hayaller arttıkça beklentilerimiz de artar ister istemez. İşte tam olarak buydu Barselona hakkındaki beklentilerimin sebebi, hayallerim. Bütün bunlara rağmen en ufak bir hayal kırıklığı yaşamadım bu rüyalarımın şehrinde.</p>
<p>Aslında hiçbir şey beklediğimiz gibi değildi başlangıçta. İnanılmaz problemli bir şekilde gelmiştik Barselona&#8217;ya. Roma&#8217;da Termini terminalinde kabus gibi bir geceydi bizimkisi. Ne olduklarını tanımlamakta zorluk çektiğimiz insanların arasında, Termini&#8217;nin kötü şöhreti beynimizi kemirmişti gece boyunca. Yaşadığımız anlamsız stres yormuştu bizi. Hayatımda kendimi güvende hissetmediğim birkaç zamandan biriydi belki de o gece. Havaalanına gidip uçağa bindikten sonra derin bir oh çektiğimi hatırlıyorum en son. Gözlerimi açtığımda Barselona&#8217;ya inmiştik.</p>
<p>Ryanair&#8217;in Barselona&#8217;da indiği havalimanı Girona&#8217;dan şehir merkezine &#8220;Barcelona Bus&#8221; isimli otobüslerle geldik. Ryanair herzamanki gibi şehrin popüler olmayan havalimanına bırakmıştı bizi. Bunun bize maliyetinin ekstra bir 75 dakika ve gidiş-dönüş bileti için ödenmiş 21€ olduğunu ekleyeyim. Barselona&#8217;nın merkezine geldikten sonra ilk iş olarak bir kez daha gittik turist info&#8217;ya. Çok fazla düşünmeden 43€ ödeyip 5 günlük bir Barselona kart aldık. Her ne kadar bütün ulaşımımızı bedava sağlasa da bu kartın çok da fazla avantajlı olmadığını söyleyeyim hemen. Bunun yerine sınırsız ulaşım sağlayan ulaşım kartlarını almak kesinlikle daha mantıklı. Barselona kartı yardımıyla birçok yere bedava girebiliyorsunuz belki ama bu yerlerin hiçbiri olmazsa olmaz değil.</p>
<p>Barselona kartımızı aldıktan sonra kalacağımız hostel olan Alberguinn&#8217;e gitmek üzere yola koyulduk. <a href="http://www.hostelbookers.com/" target="_blank">Hostelbookers.com</a> adlı sitede yapılan yorumlarda şehre uzaklığı dışında herşeyinin mükemmel olduğu söyleniyordu bu hostel için.  4 gece bu hostelde kaldıktan sonra söyleyebilirim ki kesinlikle çok üst düzey bir hostel. Oldukça temiz ve bir hostelden beklenmeyecek düzeyde konforlu odalarıyla, yardımsever personeliyle, istediğiniz yemeği pişirebileceğiniz mutfağıyla bence Barselona&#8217;da kalınabilecek en iyi hostellerden biri. Ulaşım konusu da beklediğimizin aksine hiç problem olmadı bizim adımıza. Şehrin merkezi diyebileceğimiz La Rambla&#8217;ya sadece 15 dakikalık bir metro yolculuğu kadar uzak, Alberguinn. Metro demişken Barselona&#8217;nın etkileyici metro ağından bahsetmemek olmaz. Şehrin hemen hemen her noktasına ulaşabiliyorsunuz bu metro ağıyla. Barselona&#8217;da kaldığımız 5 gün boyunca yalnızca bir kez otobüs kullandığımızı söylersem Barselona metrosunun ne kadar etkileyici olduğu daha iyi anlaşılır herhalde. Bir gün ülkemizde de bu kadar çağdaş bir metro ağını kullanabilmek en büyük dileğim olsa da bunun ancak herşeyin yıkılıp yeniden yapılmasıyla mümkün olacağının da farkındayım. Aslında herşey birbiriyle ilişkili bu noktada. Bir şehrin bir plan çevresinde kurulması ve ona sadık kalarak yapılanması bizim için oldukça uzak galiba. Barselona&#8217;nın şehir planı o kadar etkileyici ki Barselona&#8217;yı tepeden gören bir yere çıkıp şehre bakan herhangi birinin gördüğü düzenden etkilenmeme ihtimali yok denecek kadar az bana göre.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-679" title="6328_133154279152_712754152_2187401_2755381_n" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/6328_133154279152_712754152_2187401_2755381_n-225x300.jpg" alt="6328_133154279152_712754152_2187401_2755381_n" width="225" height="300" /></p>
<p>Hostele yerleştikten sonra ilk adresimiz Barselona&#8217;da hayatın hiç durmadığı La Rambla caddesi oldu. Oldukça uzun bu cadde üzerinde yapılan gösterileri izleyerek yürümek inanılmaz keyifliydi bizim adımıza. La Rambla&#8217;dan sonra ikinci durağımız ise Montjuic&#8217;di. Hostelden çıkmadan önce hostelde çalışan kıza kesinlikle görmemiz gerektiğini düşündüğü yerleri işaretlemesini istemiştik haritamızda. Heyecanla anlattığı yerlerden biriydi Montjuic&#8217;de yapılan su gösterisi. Sadece cuma, cumartesi,pazar günleri saat 21:30 &#8211; 23:30 arasında yapılan bu şovu izlerken insan hayali bir dünyanın içersinde hissediyor kendini. Suyun, ışıkla olan mükemmel uyumunu harika bir müzik eşliğinde izlemenin çok ama çok keyifli olduğunu söylemeliyim. Bu harika şovun ardından cuma günleri metronun gece 2 &#8216;ye kadar çalışıyor olmasına güvenerek Nou Camp Stadyumu&#8217;na da bir göz atabiliriz diye düşündük. Bunun çok da mantıklı bir hareket olmadığını ise yol kenarında bekleyen kadınların fazlalığını farkettiğimiz zaman anladık <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Geceyi birkez daha ilginç bir anıyla daha tamamlamıştık böylece..</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-682" title="6328_133154304152_712754152_2187404_2749032_n" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/6328_133154304152_712754152_2187404_2749032_n-150x150.jpg" alt="6328_133154304152_712754152_2187404_2749032_n" width="150" height="150" />İnsanın şehiri keşfetmek için çok vakti olunca biraz daha fazla uyuşuk oluyor galiba. Güzel bir uyku ile ikinci güne başladık. Hostelin girişinde gördüğümüz GoCar ile şehit turu ilanı oldukça ilgi çekici görünüyordu. Nasıl gideceğimizi öğrendikten sonra birkez daha yola koyulduk. GoCar&#8217;ın ne olduğundan kısaca bahsedecek olursam, iki kişilik minik bir otomobil şeklinde içerisine motorsiklet yerleştirilmiş bir araç. İçersindeki GPS yardımıyla belirlenen rota üzerinde şehri tanıtıyor size. Normalde 1 saatlik tur kişi başı 35€. Ama &#8220;backpacker deal&#8221; adında çok güzel bir kampanyaları var. Kaldığınız hostelin ismini söyleyerek (eğer hostelde kalmıyorsanız bir hostelin ismini öğrenip gidin) 9€&#8217;ya 1,5 saatlik bir tur yapabilmek mümkün. Bu minik araçla Barselona içerisinde yaptığımız tur oldukça eğlenceliydi. Bize verdikleri rotayı takip etmek konusunda çok da başarılı olamadığımızı ve birkaç kez Barselona sokaklarında kaybolduğumuzu da ekleyeyim hemen <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  GoCar ile yaptığımız şehir turundan sonra ki adresimiz  ise büyük dahi Gaudi&#8217;nin en önemli eseri La Sagrada Familia&#8217;ydı. Gaudi&#8217;nin doğadan ilham alarak tasarladığı bu kilisenin en önemli özelliği 1882 yılından beri yapılıyor olmasına rağmen henüz tamamlanamamış olması. Kilisenin içine girdiğinizde sanki dev ağaçlardan oluşan bir ormana girmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Aslında Gaudi&#8217;nin bu kadar kusursuz yapılar çıkarmasının altındaki sebepte doğayı bir rehber olarak kullanması galiba. Kilisenin bir odasında Gaudi&#8217;nin yaptığı tasarımlarda nelerden yararlandığı resimlerle ve maketlerle  sergileniyor. Bitkilerin ve hayvanların doğal biçimlerini ne denli iyi eserlerine yansıttığını yalnızca bu odaya bakarak bile gözlemlemek mümkün. La Sagrada Famila&#8217;nın bu kadar inanılmaz oluşunun bir diğer sebebi ise Dünya&#8217;da ki başka hiçbir kilise de görülemeyecek aykırı duruş bana göre. Özellikle yapının duvarlarını süsleyen heykeller(Passion Cephesi) bu aykırı duruşu mükemmel şekilde sembolize ediyor. Sonuç olarak bu kilise Barselona&#8217;yı Barselona yapan en önemli yerlerden biri kesinlikle.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-680" title="6328_133154309152_712754152_2187405_6784008_n" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/6328_133154309152_712754152_2187405_6784008_n-300x225.jpg" alt="6328_133154309152_712754152_2187405_6784008_n" width="300" height="225" />Üçüncü gün kü ilk durağımız ise Barselona kartı ilk aldığımızda dikkatimi çeken Katalunya Pisti&#8217;ne yapılacak turdu. Elimizdeki rehberde turun sadece pazar günü 10:00, 12:00 ve 15:00 saatlerinde yapıldığı yazıyordu. Öğle 12:00&#8242;de yapılacak tura yetişmek üzere çıktık yola. Yaklaşık 35 dakikalık bir tren yolculuğunun ardından Katalunya Pisti&#8217;nin bulunduğu yer olan Montmelo&#8217;ya gelmeyi başardık. Pistin tam olarak nerede bulunduğunu bilmediğimiz için istasyondaki görevliye pistin yerini sorduk. Kadın dümdüz gitmemiz halinde karşımıza çıkacağını işaret etti. Keşke o an anlasaydık bunun büyük bir hata olduğunu <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Yaklaşık 20 dakika yol yürüdükten sonra yakınlarda piste benzer hiçbir şey olmasından dolayı başka birilerine daha sorma ihtiyacı hissettik. O adam da doğru yolda olduğumuzu söyledi ama pistin  yaklaşık 2 km mesafede olduğunu da ekledi. Bu kadar geldikten sonra dönmenin mantıklı olmadığını düşünüp ve yürümeye devam ettik. (Evet bu da bir hataydı <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) Aradan yarım saat geçtikten sonra en sonunda pistin duvarlarını görmeyi başarmıştık.  Aradan 1 yarım saat daha geçtikten sonra da pistin girişine gelmeyi başardık. Bu arada yürüdüğümün yollarda bizden başka kimsenin yürümediğini de söyleyeyim. İstasyondan seyirci girişine gelebilmek için yaklaşık 7 km (Evet bu gerçek <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) yürüdükten sonra, kapıda saat 15:00&#8242;da tur olmadığını öğrenmemiz son zamanlarda yaşadığım en büyük hayal kırıklığıydı herhalde. Pistin içerisine girip birkaç fotoğraf çektikten sonra geldiğimiz yere dönmek üzere tekrar koyulduk yola. Halimiz perişan olduğu kadar komikti de <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Katalunya Pisti&#8217;nde yaşadığımız hayal kırıklığının ardından Picasso Müzesi&#8217;ydi yeni durağımız. Picasso&#8217;nun ilk zamanlarından, kübizm&#8217;e gelene kadar geçirdiği tüm evreleri gözler önüne seren, yaklaşık 3500 Picasso eseri barındıran harika bir müze bu. Özellikle Valazquez&#8217;in başyapıtı &#8220;Las Meninas&#8221; ı kendine göre yorumladığı yaklaşık 50 resimden oluşan &#8220;Las Meninas&#8221; serisi kesinlikle görülmeye değer. Orjinalini Madrid&#8217;de Prado Müzesi&#8217;nde görme şansı yakaladığım Las Meninas ve Picasso&#8217;nun bu tablo üzerindeki takıntısı üzerine de bir şeyler karalamayı planlıyorum ilerde. Picasso Müzesi&#8217;nin ardından son durağımız &#8220;La Pedrera&#8221; olsa da gezmek için çok da fazla zamanımız olmadığını farkedip bu geziyi daha sonra yapmak üzere erteliyoruz. Günün sonunda oldukça yorgun olsak da, İspanya&#8217;nın yerel içkisi konumundaki Sangria bu yorgunluğu kaldırmak adına oldukça iyi iş çıkartıyor ortaya.</p>
<p>Barselona&#8217;da yavaş yavaş sona yaklaşıyorduk. Öylesine güzel bir yerdi ki Barselona, birçok farklı lezzetin aynı yemekte buluşmasına benziyordu. Sırada şehrin belki de en önemli lezzeti olan Barselona sahilleri vardı. Hava birazcık kapalı olsa da, mükemmel Barselona manzarasına karşı kulaç atmak çok ama çok keyifliydi. Zaman probleminden dolayı bu zevki kısa kesmek zorunda olmamız can sıkıcı olsa da, sırada ki durağımızın yine deniz olması güzeldi bizim adımıza. Barselona sahillerinde yaptığımız yat turuyla şehrin harika manzarasını bir kez daha izledik denizden <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-681" title="6328_133154314152_712754152_2187406_7286410_n" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/6328_133154314152_712754152_2187406_7286410_n-300x225.jpg" alt="6328_133154314152_712754152_2187406_7286410_n" width="300" height="225" /></p>
<p>Barselona sahillerinin de keyfini çıkardıktan sonra sırada Salvador Dali müzesi vardı.  Salvador Dali’nin doğduğu Figueres’de yer alan bu müze, Dünya’nın en fazla ziyaretçi alan müzelerinden biri. Eski bir tiyatro binası olan müzenin en önemli özelliği, Dali’nin bizzat tasarımını yapmış olması. Müzeyi gezerken sanki bir puzzle’ın parçalarını birleştiriyor gibi hissediyor insan. Gezmesi saatlerce sürebilecek bir müzeyi çok kısıtlı bir sürede geziyoruz. Müzeyi gezdikçe Dali’nin ne kadar sıra dışı bir insan olduğunu, ne kadar olağanüstü bir tasarımcı olduğunu daha iyi anlıyor insan. Müzenin içinde bulunan her şeyin başka bir anlamı var sanki. Beynin bütün olarak harekete geçiren bu müze insanı hayatı boyunca bir kez daha çıkamayacağı bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor kesinlikle.</p>
<p>Barselona gezimizin son gününün büyük bir bölümünü Gaudi’ye ayırmıştık. İlk durağımız daha önce gördüğümüz ancak içerisine giremediğimiz La Pedrera oldu. Dehayla deliliğin ince sınırlarında dolaşan Gaudi’nin en önemli eserlerinden biri olan bu ilginç apartman, tek bir düz barındırmaması ile oldukça dikkat çekici. Bütün cephenin ve çatının kavisten oluşuyor olması binanın en önemli özelliği. La Pedrera&#8217;nın içinde şanslı ve zengin insanların oturduğu dairelerin bulunduğunu da söylemeliyim. Aslında bunun şans olduğu söylenilebilir mi bu konuda  pek de emin değilim. Daimi olarak yoğun olan bir apartmanda yaşamak oldukça garip bir his olsa gerek. La Pedrera’nın oldukça güzel dekore edilmiş dairesi ve en üst katında Gaudi’nin tasarımlarını inceleyebileceğiniz müzesi Barselona’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.</p>
<p>La Pedrera’nın ardından yeni durağımız ise Casa Battlo oldu. Gaudi bir kez daha ne kadar önemli bir sanatçı olduğunu gözler önüne seriyordu bu yapıyla. Bütün odaları doğal gün ışığı alan Casa Batllo&#8217;un yapısal anlamda en önemli özelliği de içerideki havalandırma sistemi.  Masallardan çıkıp gelmiş bu renkli bina da tıpkı La Pedrera gibi düz çizgi barındırmıyor. Ön cephesi altın renginden maviye doğru kayan renklerde mozaiklerle kaplanmış Casa Bottle, çocukken hayalini kurduğumuz ancak bir türlü sahip olamadığımız, Hansel ve Gretel masalında anlatılan eve benziyor kesinlikle.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-683" title="6328_133154319152_712754152_2187407_3118831_n" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/6328_133154319152_712754152_2187407_3118831_n-300x225.jpg" alt="6328_133154319152_712754152_2187407_3118831_n" width="300" height="225" />Gaudi’nin iki önemli eserini gördükten sonra sırada bir diğer önemli eseri Park Guell var. Devasa bir park olan Park Guell 1900-1924 yılları arasında yaratılmış. Aslında başlangıçta site olarak planlanmış bu parkta sadece iki ev bulunuyor. Barselona’yı ayaklarınızın altında hissettiğiniz bu parkın her köşesinde klasikleşmiş Gaudi eserleri görmek mümkün. Parkın bir diğer ilginç özelliği de Picasso ile olan ilişkisi. Picasso  gençlik yıllarında sürekli bu parkı ziyaret edermiş. Bu parktan, özellikle mozaik süslemelerdeki renklerin kusursuzluğundan etkilendiği ve bunu kubizmin başlangıcı sayılan kolaj çalışmalarında sıklıkla sergilediği söylenilebilir. Barselona’nın en popüler sembollerinden olan kertenkeleye de dokunduk tabii ki Park Guell’de.</p>
<p>Barselona’da son durağımız ise Caixa Forum oldu. Ülkemiz için büyük bir eksiklik olduğunu düşündüğüm bilim müzelerinin, en önemlilerinden biri bu müze. İçerisinde hemen hemen her konuda yüzlerce deney seti bulunduran müze de görerek hissederek öğrenmenin ne demek olduğunu bir kez daha anladım. Umarım önümüzdeki yıllarda bu konunun ne kadar önemli olduğu anlaşılır ve ülkemizde de bu tür müzeler yaygınlaşır.</p>
<p>Sonuç olarak hayatımın en güzel 5 gününü yaşadım diyebilirim Barselona’da. Bu şehirden ayrılırken aklımdan geçen tek şey bunun son olmayacağıydı..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/beynin-tum-kivrimlarini-harekete-geciren-sehir-barselona/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hissedilebilir Hologram</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/hissedilebilir-hologram/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/hissedilebilir-hologram/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 21:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[akustik radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hissedilebilir hologram]]></category>
		<category><![CDATA[hologram]]></category>
		<category><![CDATA[tokyo üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[wiimote]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=660</guid>
		<description><![CDATA[Her geçen gün wiimote&#8217;a olan hayranlığımı birkaç kat daha arttıracak uygulamalar görüyorum internette. Bu minik kumandayla yapılabileceklerin gerçekten de sınırı yok. Wiimote ile yapılan sıradışı uygulamaların en sonuncusu hissedilebilir bir hologram.
Hologramın hissedilebiliyor olması insana pek mantıklı gelmese de, Tokyo üniversitesi araştırmacıları çok ilginç bir yöntem kullanarak dokunamadığımız hologramları hissetmemizi sağlamışlar. Bundan önceki  project natal yazımda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-662" title="hologram" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/hologram-150x150.jpg" alt="hologram" width="150" height="150" />Her geçen gün wiimote&#8217;a olan hayranlığımı birkaç kat daha arttıracak uygulamalar görüyorum internette. Bu minik kumandayla yapılabileceklerin gerçekten de sınırı yok. Wiimote ile yapılan sıradışı uygulamaların en sonuncusu hissedilebilir bir hologram.</p>
<p>Hologramın hissedilebiliyor olması insana pek mantıklı gelmese de, Tokyo üniversitesi araştırmacıları çok ilginç bir yöntem kullanarak dokunamadığımız hologramları hissetmemizi sağlamışlar. Bundan önceki  <a href="http://www.mumtazdemirci.com/natal-project-ve-johnny-chung-lee/" target="_blank">project natal </a>yazımda da ekranın üzerine takılan wiimote kumandalar yardımıyla yapılan başarılı uygulamalardan bahsetmiştim. Bu uygulamada da hologramlarla etkileşim, kullanıcının orta parmağının ucuna takılan bir reflektör yardımıyla sağlanıyor. Bu reflektör, iki adet kızılötesi LED lamba ile aydınlatılıyor. Parmağın yeri ve elin üç boyutlu ortamdaki hareketi, ekranın üzerinde bulunan iki adet Wiimote ile takip ediliyor. Böylece kullanıcı, eli holograma yaklaştığında görüntüyü gerçek bir nesne gibi hareket ettirebiliyor.</p>
<p>Eldeki dokunma hissi ise, akustik radyasyon denilen bir ultrason metodu ile gerçekleştiriliyor. Akustik radyasyon deride bir baskı oluşturarak olayın gerçek olduğu izlenimini mükemmel bir şekilde veriyor. Bu inanılmaz olayın videosunu da koyalım buraya. İyi seyirler <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/Y-P1zZAcPuw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/Y-P1zZAcPuw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/hissedilebilir-hologram/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rönesans Açık Hava Müzesi: Roma</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/ronesans-acik-hava-muzesi-roma/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/ronesans-acik-hava-muzesi-roma/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 18:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk çeşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bernini]]></category>
		<category><![CDATA[Colesseum]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Merdivenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Michelangelo]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[San Pietro]]></category>
		<category><![CDATA[Vatikan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=623</guid>
		<description><![CDATA[Hikayemizin başlangıcı her yanı tarih kokan, meydanları insanı büyüleyen, harika şehir Roma. Yorucu bir yolculuğun ardından gelmeyi başarıyoruz bu güzel kente. Milan üzerinden aktarmalı olarak uçmamızdan dolayı yolculuğun başında küçük soru işaretlerine sahip olduğumuz da söylenebilir aslında. Uçtuğunuz havayolu Ryanair olunca istemsiz olarak düşünüyorsunuz karşılaşabileceğiniz tüm problemleri. Roma&#8217;da Ryanair&#8217;in uçtuğu havaalanı Ciampino&#8217;dan şehir merkezine gelmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hikayemizin başlangıcı her yanı tarih kokan, meydanları insanı büyüleyen, harika şehir Roma. Yorucu bir yolculuğun ardından gelmeyi başarıyoruz bu güzel kente. Milan üzerinden aktarmalı olarak uçmamızdan dolayı yolculuğun başında küçük soru işaretlerine sahip olduğumuz da söylenebilir aslında. Uçtuğunuz havayolu Ryanair olunca istemsiz olarak düşünüyorsunuz karşılaşabileceğiniz tüm problemleri. Roma&#8217;da Ryanair&#8217;in uçtuğu havaalanı Ciampino&#8217;dan şehir merkezine gelmek beklentilerimizin aksine oldukça ucuz (4,5 €). Roma&#8217;nın merkezi diyince akla gelen yer olan Termini terminaline geldikten sonra heryere ulaşmak da çok daha kolay ayrıca.</p>
<p>Şehire ayak basar basmaz her zamanki gibi ilk işimiz bir turist info ya gitmek oluyor. Gelmeden önce karar verdiğimiz gibi, &#8220;Roma Pass&#8221; adı verilen 3 gün boyunca tüm ulaşımımızın ve gireceğimiz ilk 2 müzenin bedava olduğu paketi alıyoruz hemen buradan.  Kişi başı 23 € olan pu paketin, oldukça avantajlı olduğunu söyleyebilirim. İlk bakışta pahalı gibi görünse de yalnızca <span id="ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2"><a href="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/seyahat_rehberi/gezi_rehberi/unlu_yerler/colosseum.aspx#ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2_SkipLink"><img style="border-width: 0px;" src="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/WebResource.axd?d=IXWDXe3N3SBgtDjieRWgiA2&amp;t=633592122540937500" alt="Skip Navigation Links" width="0" height="0" /></a><span>Colosseum ve Galleria Borghese müzelerine giriş bedelinin yaklaşık bu kadar olduğunu düşününce bu kartı almak oldukça mantıklı görünüyor. Bu kartın bir başka avantajı da Colosseum&#8217;a hiç sıra beklemeden doğrudan Roma-Pass gişelerini kullarak girebilmek. O sırayı gördükten sonra sadece bu ayrıcalıklı giriş için bile Roma-Pass alınabilir bence <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </span></span></p>
<p><span><span>Roma Pass&#8217;imizi aldıktan sonra sıra güzel italyan yemeklerinde. Termini Garı&#8217;nın yakınlarında Pastarita isimli yerde yedik makarnalarımızı. Makarnalar beklediğimiz kadar güzel olmasa da oldukça aç olmamızdan dolayı kısa sürede bitirdik hepsini <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sıradaki durağımız ise  3 gün boyunca kalacağımız yer olan Tiber Hostel&#8217;di. <a href="http://www.hostelbookers.com/" target="_blank">Hostelbookers.com</a> sitesinde bulunan yorumlara ve beğenilme yüzdesine bakarak belirlemiştik Tiber Hostel&#8217;i. Genel kanı yeri dışında herşeyin çok güzel olduğu yönündeydi.Elimizdeki adrese göre metroda nerede inip nerede bineceğimizi duraktaki görevliye sorarak öğrendik. Oldukça komik bir yolculuğun ardından hostele gelmeyi başardık. Dakika olarak inanılmaz uzun olmasa da(yaklaşık 40 dakika) 3 kez araç değiştirerek hostele ulaşıyor olmanız en önemli problemiydi belki de Tiber Hostel&#8217;in. Ama herşeye rağmen sadece uyumak için hostel arıyorsanız düşünülebilir bence.</span></span></p>
<p><span><span><img class="aligncenter size-medium wp-image-638" title="colosseum" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/colosseum-300x225.jpg" alt="colosseum" width="300" height="225" /><br />
</span></span></p>
<p><span><span>İlk günün yorgunluğunu güzel bir uykuyla attık üzerimizden. İlk durağımız Roma&#8217;nın sembolü durumundaki </span></span><span id="ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2"><a href="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/seyahat_rehberi/gezi_rehberi/unlu_yerler/colosseum.aspx#ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2_SkipLink"><img style="border-width: 0px;" src="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/WebResource.axd?d=IXWDXe3N3SBgtDjieRWgiA2&amp;t=633592122540937500" alt="Skip Navigation Links" width="0" height="0" /></a><span>Colosseum</span></span><span><span>&#8216;du. Metrodan inip bütün ihtişamıyla karşımda duran </span></span><span id="ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2"><a href="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/seyahat_rehberi/gezi_rehberi/unlu_yerler/colosseum.aspx#ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2_SkipLink"><img style="border-width: 0px;" src="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/WebResource.axd?d=IXWDXe3N3SBgtDjieRWgiA2&amp;t=633592122540937500" alt="Skip Navigation Links" width="0" height="0" /></a><span>Colosseum&#8217;u gördüğüm an oldukça özeldi benim adıma. Roma ve </span></span><span id="ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2"><a href="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/seyahat_rehberi/gezi_rehberi/unlu_yerler/colosseum.aspx#ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2_SkipLink"><img style="border-width: 0px;" src="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/WebResource.axd?d=IXWDXe3N3SBgtDjieRWgiA2&amp;t=633592122540937500" alt="Skip Navigation Links" width="0" height="0" /></a><span>Colosseum kafamda o derece özdeşleşmiş ki </span></span><span id="ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2"><a href="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/seyahat_rehberi/gezi_rehberi/unlu_yerler/colosseum.aspx#ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2_SkipLink"><img style="border-width: 0px;" src="http://www.maximiles.com.tr/Maximiles/WebResource.axd?d=IXWDXe3N3SBgtDjieRWgiA2&amp;t=633592122540937500" alt="Skip Navigation Links" width="0" height="0" /></a><span>Colosseum&#8217;u gördüğüm andı gerçek anlamda Roma&#8217;da olduğumu hissettiğim an. </span></span>Halkın yağmalaması ve depremlerin de etkisiyle mimari özelliklerini kaybetmiş olsa da, M.S 80 yılında yapılmış bir yer için oldukça ihtişamlı görünüyor Colosseum. Modern olduğunu düşündüğümüz bir çok şeyin ortaya çıkmasını sağlayan Romalılar, bugünkü stadyumların da temelini atmışlar bu yapıyla. Numaralı kapıları, biletli girişleri, izleyicilerin statülerine göre düzenlenmiş tribünleri ve özel bir tente sistemiyle üstünün kapatılabiliyor olması oldukça ilginç özellikler. Bütün bunlara rağmen içine girdiğimde ufak da olsa bir hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Yaşadığı depremlerden dolayı oldukça harap durumda şu an. Bir de insan tabana bakıp neden düz değil bu taban diye düşünmeden edemiyor. Tabanının yıkıldığını ve şu an sadece tabanın altında bulunan geçitlerin kaldığını ekleyeyim hemen.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-639" title="arcofcons" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/arcofcons-150x150.jpg" alt="arcofcons" width="150" height="150" />Colosseum&#8217;un ardından yeni durağımız ise Roma İmparatorluğu zamanında kahraman hükümdarların veya büyük zaferlerin anısına küçüklü büyüklü yaptırılan zafer taklarının en ünlüsü olan Arch of Constantine&#8217;di. Birkaç fotoğrafın ardından Palatino&#8217;ya gitmek üzere çıktık yola. Palatino&#8217;nun girişini bulmak konusunda küçük bir problem yaşasak da yolu bulmamız pek de uzun sürmedi. Palatino&#8217;ya girerken bir kez daha Roma Pass&#8217;imizi kullandık. Önceden Colosseum&#8217;a giriş yapmamızdan dolayı buraya giriş için herhangi bir ücret ödemedik. Güneşin tam tepede olduğu bir zaman diliminde  Palatino&#8217;yu gezmek inanılmaz yordu bizi. Şanslıyız ki hemen her yerde su akan bir çeşme var Roma&#8217;da. İhtiyaç duyduğunuz her an serinleyebiliyorsunuz. Çeşmelerden akan suyun içilebildiğini ve hatta Belçika&#8217;da içtiğimiz bütün sulardan çok daha güzel olduğunu ilginç bir ayrıntı olarak ekleyeyim buraya. Arkeolojik gezintimizin son durağı ise Palatino&#8217;nun hemen çıkışında bulunan Roma Forumu&#8217;ydu. Antik Roma&#8217;nın merkezi diyebileceğimiz bu yerde her türlü dini konu, adli problem tartışılırmış eskiden. Fahişelik dahil ticaretin merkeziymiş ayrıca.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-640" title="romaforum" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/romaforum-300x225.jpg" alt="romaforum" width="300" height="225" /></p>
<p>Roma Forumu&#8217;ndan çıkıp Piazza Venezia&#8217;da bir süre oturduktan sonra hakkında birçok övgü dolu söz duyduğumuz &#8220;Da Bafetto&#8221; nun pizzasını yemek üzere koyulduk yola.  Yolu bulmak için neler çektiğimiz azlatılmaz yaşanır cinstendi <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Uzun uğraşlar sonucu pizzacıyı bulduk ama adam saat 18:15 olduğu için oturtmadı bizi içeri. İtalyanlar anlaşılmaz bir prensip edinmişler kendilerine, saat 14:00 ile 18:30 arası yiyemiyorsun hiçbirşey burada. 18:30&#8242;u bekledik biz de mecburen. Peki değdi mi bu kadar eziyete diye soracak olursanız cevabım kocaman bir hayır olacak. Sıradan bir Roma pizzası olduğunu söyleyebilirim. Yemeklerimizi yedikten sonra &#8220;Da Bafetto&#8221; nun hemen karşısındaki dondurmacıdan inanılmaz lezzetli Roma dondurmasını tatma şansı yakalamamız günün en güzel anıydı belki de.</p>
<p><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-641" title="sanPietro" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/sanPietro-150x150.jpg" alt="sanPietro" width="150" height="150" />İlk gün yaptığımız arkeolojik gezinin ardından sırada Dünya&#8217;nın boyutuna göre en ihtişamlı ülkesi Vatikan vardı. İlk günün aksine oldukça erken çıktık yola.<span>Dünyanın en büyük kilisesine, rönesansın en büyük ressam ve heykeltraşlarına ait yüzlerce sanat eserine sahip olmasıyla oldukça özel bir yer burası. Küçük bir ayrıntı olarak</span><span> kadınlar askılı ya da diz üstünde bir etekle, erkekler ise kısa şortla giremiyorlar buraya.</span>Dünya&#8217;nın en büyük kilisesi olan San Pietro&#8217;nun içi gerçekten oldukça etkileyici bir tasarıma sahip. Birbirleriyle bir bütünlük oluşturmuyor olsalar bile ayrı ayrı bakıldığında kilisenin hemen hemen her yanı ayrı bir güzellikte. İç mimarisi Rafael ve Benin&#8217;e ait olan San Pietro&#8217;yu gezerken aklıma Da Vinci Code&#8217;da gelmedi değil. Her yazının, her heykelin üzerine daha bir dikkatli baktığımı, herhangi bir mesaj olup olmadığını anlamaya çalıştığımı itiraf etmeliyim burada:) Kilisenin Michelangelo tarafından tasarlanan kubbesi ise en özel tarafı belki de. Kubbenin tepesine çıkmak yorucu olsa da inanılmaz Roma manzarası bütün bu yorgunluğa değiyor. Kubbenin içinde dev harflerle latince : &#8220;Tv es petrvs et svper hanc petram aedificabo ecclesiam mean et tibi dabo claves regni caelorvm&#8221; yazılı. Oldukça merak etmiştim ben ne olduğunu. Anlamı: &#8220;Sen Petrus&#8217;sun ve ben bu taşın üstüne kilisemi kurucağım. Sana da gökler krallığının anahtarlarını teslim edeceğim.&#8221; miş. Kubbenin tepesine çıktıktan sonra, Roma manzarası kadar etkileyici olan bir başka yerde San Pietro meydanı. İnanılmaz güzel bu meydan da Bernini&#8217;nin eseri. Her ne kadar ihtişamından etkilensem de kabul edemediğim şeyler de var Vatikan&#8217;la ilgili. Kilisenin yaptığı yüzlerce acımasız işkenceye rağmen, kapısında ilk hristiyanlara yapılan işkenceleri anlatan kabartmaların arasında yürümek oldukça garip bir duygu aslında. Vatikan&#8217;ın sanatsal ve kutsal boyutu çok farklı anlamlar taşıyor benim için.Sanatsal anlamda olağanüstü bir yer olsa da kutsallık anlamında tamamıyla sahte, ikiyüzlü bir yer burası.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-642" title="meydan" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/meydan-300x225.jpg" alt="meydan" width="300" height="225" /></p>
<p>Vatikan&#8217;ın ardından yeni durağımız ise Roma&#8217;ya gitmek için başlıca sebep oluşturabilecek kadar güzel sanat eserlerine sahip &#8220;Galleria Borghese&#8221; di. Birçok başyapıt barındıran bu müze de özellikle Bernini ve Caravaggio&#8217;nun eserlerine bakarken insan başka dünyalar içerisinde hayal ediyor kendini. Bernini&#8217;nin mermerle elde ettiği ten dokusu ve heykellerin suratlarında elde ettiği inanılmaz gerçekçilik kesinlikle olağanüstü. Bu müzeyle ilgili olarak ilginç bir bilgi ise sadece belli saatlerde içeri girip, yalnızca 2 saat içerde kalabiliyor olmanız. Biz hafta içi olmasından dolayı çok fazla kalabalık olmayacağını düşünerek rezervasyon yaptırmadan gittik ama garanti altına almak için <a href="http://www.galleriaborghese.it/info-en.htm" target="_blank">rezervasyon </a>yaptıkmakta fayda olduğunu da eklemeliyim.</p>
<p>İkinci günkü  son adresimiz ise Roma&#8217;nın bir diğer önemli figürü İspanyol Merdivenleri&#8217;ydi. Elimize bir kez daha leziz Roma dondurmalarını alarak oturduk merdivenlere. <span>Aslında pek de bir özelliği olmasa da yüzyıllar boyu popülaritesini korumayı başarmış bu merdivenler. Güzel bir pazarlama başarısı olduğunu söylemeliyim buranın.</span></p>
<p><span><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-643" title="palatino" src="http://www.mumtazdemirci.com/wp-content/uploads/2009/08/palatino-150x150.jpg" alt="palatino" width="150" height="150" />Roma&#8217;da geçirilen iki yorucu günün ardından uyuyarak başladık 3. güne:) Gidilecek çok da yer kalmamıştı zaten. Önce </span>Castel Sant&#8217;Angelo&#8217;ya gittik. 58 odadan oluşan bu kale Ortaçağ&#8217;da bir dönem hapishane olarak da kullanılmış. <span id="ctl00_CPH1_lblDescription">Hatta Fatih Sultan Mehmet&#8217;in oğlu Cem Sultan&#8217;ın da sürgün geçirdiği yılların bir kısmına ev sahipliği yapmış. Bu arada &#8220;Melekler ve Şeytanlar&#8221; kitabında yazdığına göre de, kale bir tünelle Vatikan&#8217;a da bağlanıyormuş. Birkaç fotoğraf çektikten sonra nehrin kenarına oturup kalenin güzel manzarısını izledik. Kaleyi de gördükten sonra geriye bir tek Roma&#8217;nın bir diğer sembolü &#8220;Fontana di Trevi&#8221; kalmıştı. </span>Bernini&#8217;ye olan hayranlığımı birkaç kat daha arttırdı bu çeşme. Daracık sokakların arasından ilerledikten sonra karşımıza çıkan aşk çeşmesi, insanı daha bir özgür hissettiriyor Roma&#8217;da. Gelenek halini almış bozuk para atma ritüelini de gerçekleştirdik tabii ki:) Kesin bir kez daha gideceğiz Roma&#8217;ya <img src='http://www.mumtazdemirci.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sonuç olarak bir çok güzel anıyla ayrıldım bu açık hava müzesinden. Kuralsızlığıyla, güzellikleriyle, ihtişamıyla kesinlikle görülmesi gereken bir yer Roma..</p>
<p><span><br />
</span></p>
<p><span id="ctl00_baslik_tm_Breadcrumb2"><span> </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/ronesans-acik-hava-muzesi-roma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekrar Yazma Vakti</title>
		<link>http://www.mumtazdemirci.com/tekrar-yazma-vakti/</link>
		<comments>http://www.mumtazdemirci.com/tekrar-yazma-vakti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 18:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mümtaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mumtazdemirci.com/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[Özlemişim bilgisayarımın karşısına geçip birşeyler karalamayı. Güzel bir tatilin ardından kafamda yazacak sayısız konuyla tekrar burda olmak güzel. İlk aşamada Roma, Barselona, Madrid, Milano sırasında 4 yazı yazmak var kafamda. Yazarken belli bir formatı takip etmek yerine hem o şehre gitmek isteyenler için yol gösterici bilgiler vermeyi hem de şehri tanımak isteyenler için gözlemlediğim ilginç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özlemişim bilgisayarımın karşısına geçip birşeyler karalamayı. Güzel bir tatilin ardından kafamda yazacak sayısız konuyla tekrar burda olmak güzel. İlk aşamada Roma, Barselona, Madrid, Milano sırasında 4 yazı yazmak var kafamda. Yazarken belli bir formatı takip etmek yerine hem o şehre gitmek isteyenler için yol gösterici bilgiler vermeyi hem de şehri tanımak isteyenler için gözlemlediğim ilginç detaylardan bahsetmeyi planlıyorum. Umarım okuyanlar için eğlenceli yazılar çıkar ortaya..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mumtazdemirci.com/tekrar-yazma-vakti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
